Emine SARKIN

Emine SARKIN


ŞEHRİN SOKAKLARI

30 Nisan 2020 - 16:31

Nimetleri şükür süz, kalmış bir şehir

Yeri göğü ayakta tutuyorsa düşünceler, yaratılış hikmetini unutmadan sana varmalıyız, yolun sonunda.

Sonbahar, o naif kokusunu taşıyor sokaklarıma yine

Kimsenin birbirine tarif edemediği, ölmeden önce

Ölmekle sana yaklaşmak arasında,

Zaman dönüp dolaşıyor güneşin ilk aydınlattığı o güne dönüyor.

Dillerin sessizliğinde nefes nefese bütün gönüller.

Aşkın gerçeği değil bildiğimiz, aşkın gerçeği yanıp da

Küllerini sokaklara savurduğumuz.

Günahlar asılı kalmış sokaklarda sallanan

Kim ki , temizleyecek ruhlar bedenlerde virane.

El, göz değmemiş tavan aralarına bu zamana dek

Gizemli bir sandık içi, ufuk çizgisi yok olmak üzere şimdi.

Zaman dar, kelimeler kısır tarifi olmayan en ulvi acıydı aşk.

Ve maddeyi manaya çeviren en cömert sancı

Sonu aydınlık bir vuslat beklemekte

Aslı kelam, hayat durakladığımız kısacık bir mekan,

Kavak ağaçları şahit çocukluğuma, kulaklarımdan gitmeyen, yaprak uğultuları , mis kokulu dağ kekleri.

Geçmiş hem büyülü hem büyücüdür bazen

Sokaklar sus pus, perdeler çekilmiş çoktan,

Hafiften bir esinti savuruyor kurumuş yaprakları oradan oraya.

Yanıp sönen sokak lambası, ha düştü, ha düşecek olduğu yerden

Elçiler memnunsa sorun en baştan halledilmiştir,

Ya kapı önlerinde biriken ,anılar

Olduğu gibi bırakmalı

Hüzünlü gönüller , sevinçlerini gizleyerek sabahı bekler oldu

Gözlerden akseden renkler soldu.

Sazla ses veren ahenkler bozuldu

Zira gönüllere kin bulaştı.

Şöyle ki; yanmayan kamıştan ney olmaz, sevilmeyen kalp atmaz, sulanmayan çiçek ömrü boyunca açmaz.

Işıklar yanmazsa şehrin sokakları karanlıktan aydınlığa çıkmaz

Neye mal olursa olsun, gönül güzele akardı her daim.

Aşk mektebini , kitapları defteri atölyesi ve ezberleri

Hep onu yazardı satır satır.

Manasına gizlenmiş, işlemeli nakış gibi

Duyarak ve düşünerek her ikindi güneşinin liriz mi gibi

Her dolunay akşamının romantizmi gibi

İbretle bıkmadan her gün dünyamızı aydınlatan güneş gibi

Seste biçimde harekette, hakikatin güzelliğine bırakalım kendimizi.

Silueti değişmeyen, ezelden ebede bizlere yadigâr tek duygu aşk ı gazel.

Ve bütün ışıklar sönecekti, en nihayetinde

Hüzünlü bir makamsa inleyen gök kubbede

Ne vakit ötse bülbüller yanık yanık bahçemde

Vuslata erişemeyen mustarip aşklar gelir gözlerimin önüne

Sonu baştan görünen boş sokaklar gibi inlese de

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum