Emine SARKIN

Emine SARKIN


SABIRLA BEKLEYİŞ

08 Temmuz 2013 - 00:00

Yürekten sevmekti, son nefesinde bile beklemeyi bilmek, ALLAH için hamd etmek dayanmak, sabır göstermekti, ellerimde parçalanmış yüreğimle beklemek Çıkılmaz yollara, erişilmez kaf dağlarına meyil etmek, gidilen yolda sessizce seslenişleri dinlemek Haber ulaşmıştı elbette, kelimeler susmuş konuşmuyordu dilde Halbuki eşine kendisi vermişti, Hz. Hacer’ i kıskanmıştı elbette, insan sevdiği kadar kıskanır demişlerdi bize öyle öğretmişlerdi işte, bilememişti sırlar çözülecekti yüreğini dağlayan sesler, gün gelecek, dile gelip yükselecekti işte.

Bir evlat verecekti Hz. Hacer şimdi, kenz i amahfi (gizli hazine) yüreğinde gizliydi, en değerlisi

Hüzünlü ihtiraslı hüsranda olsa, yaşadıklarına karşı gelmedi, Sare kıskançlıkla Hz. Hacer’e köle kadın siyah kadın diyerek, Nunları kafları ters getirmişti, Nil nehri serin sularıyla kükremişti adeta, suküt dile gelmişti yokluğa varlık boyası çalını, gözleri görememişti. Kıskançlıkları dem vurmuştu artık, biliyordu  kalamayacaktı bu yerlerde, kaçmayı denedi sözlere ayrılık düşmüştü, yasaklar çoğalmıştı. Hz. Hacer’e. Yolda yanında beliren bir adam gördü, önce korktu. sonra içini anlayamadığı bir güven sardı, sen kimsin dedi; Ben ALLAH'ın gönderdiği meleğim, dedi; Cebrail di, haberi getiren dön Hacer evine dön oğlun olacak, adı İsmail dedi. Hacer duraksadı önce, sonsuzluk kadar, varlığını da bildiği Rabbine karşı gelir miydi? hiç Hemen emri yerine getirdi. Döndü evine İsmail doğdu. Sare daha da çok kıskanıyordu, merhamet ettiklerimiz bazen nefret ettiklerimiz oluyordu, gitsinler diyordu başka bir şey demiyordu, gitsinler Hz. İbrahim‘in yanan yüreği kırmak istemiyordu can pareleri iki eşini de ve susuyordu sadece bir işaret ki beklercesine, meğer ne çok sözü varmış biriktirip te söylemediği sevgilisine  Hz, İbrahim, Hacer’ ini alıp yollara koyuldu emir gelmişti elbette Rabbinden, manası (kara taş)olan Hz.Hacer ki! karalara giyinip gitmişti, gittiği yere nereye bile demen bir ses ki vermeden gitti, suküta teslim olmaktı işte salınış, bi başına çöllerde kucağında Hz. İsmail’ le, Rahmetin bereketin, kundağa bürünmüş hali şimdi ellerinde Kala kaldı çöl ortasında, İbrahim’i hala susuyordu, yol bitiminde suskunluk hal diline kelam olmuştu, suretine yansıyan Döndü, ve Rabbin istiyorsa buraya bizleri bırakmanı, bırak ve git dedi  O, muhteşem sabırlı ve kendini hakka adamış kadın, ‘kudreti sonsuz, aff’ı büyük yüce Rabbime kul olduğuma çok sevindim’ diye dualar geçirdi yüreğinden Bir kez bile feryat etmedi. Sessizce akıttığı göz yaşlarından belli, çok sevmişti elbette kendisini ıssız çöllere bırakıp gideni. Hz.Yakup’ un Hz.Yusuf’u çöl de kaybettiğinde ettiği dua düştü diline Senden gelecek sabra öyle muhtacım ki Rabbim şimdi… yüreğinde İbrahim’ in yangını, yüreğinde Rabbine bağlılık Şimdi bekledik mi? Sanıyoruz bilmem ki! Sevgide mekan ve zamana sınır çizilmezdi ihtiyaçta yoktu, böylesine yürekten sevene AŞK ki! Dillendi mi yürekte dildeki söz, köz olurdu edeple.

`Bela yağmur gibi gökten yağsada. Başını onun altına tutmanın adıdır şimdi AŞK’ Sabırla beklemekte…£

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum