Emine SARKIN

Emine SARKIN


KALDIN MI? SEN HİÇ İKİ BERZAHTA

25 Temmuz 2013 - 00:00

Günlerdir dolaşıyorum yüreğimin çıkılmaz karanlık dar sokaklarında. Her geçen gün İsmail biraz daha büyüyor, komşuları çoğalıyor fakat

Hz. Hacer’in yüreğindeki sızı dinmiyordu işte

Zaman geliyor Sare’ye isyan etmek, ah etmek geliyordu içinden nefsi ve yüreği arasında gidip geliyordu, çıkış yok tercih tek gibiydi.

Safa ve Merve arasında biricik oğlu İsmail’ine su arayışı geldi aklına bir safa, bir Merve tepesine koşarak medet beklediği Rabbi

An geliyor yüreği öylesine yanıyordu ki nefsine kulak verecek oluyordu aklına geliyordu hemen, kurumuş çöllerde ona su verini

Utanıyordu tövbe kapısına varıyor, kalbinin daraldığı her yerden koşarak varıyordu Rabbinin kapısına ki, niyazlarını yine Rabbine anlatırdı

Cevap verecek yine senin Rabbim, derdi yüreğini saran küfür ateşi sönüverirdi anlamadan

Nefsini şikayet ederdi Yarada na, sonra baktı etrafa, düşündü birden meğer Sare değilmiş beni üzen, ben

üzüyormuşum beni yine diye geçirdi içinden Allaha ısmarladı tüm ahvalini

Dualarda bundu Rabbine, beni nefsimin eline bırakma, beddua dilenciliğine düşürme diye.

İnsanları kalb temizliğinden ayırma diye, elbette bilinmez el yordamıyla lakin gözlerine baktığında hiç kimse saklayamaz içindekileri

Artık sık sık geliyordu Hz.İbrahim, Hacer’ini ve can paresi oğlunu görmeye, öyle mutlu oluyordu ki Hacer bitmesini istemediği bir bayram günü oluyordu her gelişi yürek yakan çöllerine.

Üç gündür misafir gelmemişti Hz. İbrahim’ in evine telaşlandı ve hemen dua etti kudreti sonsuz Rabbine, az geçmeden üç misafir geldi evlerine çok mutluydu İbrahim peygamber hemen donatmıştı Halil İbrahim sofrasını misafirlerine, ama bir gariplik vardı misafirler başlamıyorlardı yemeye

İbrahim peygamber düşündü hazırlanılan sofrayı yalnızca düşman olanlar geri çevirirdi. Ama gelenler kesinlikle düşman değillerdi.

Hz.İbrahim’e dönüp ücretini ödemeden yemeyiz dediler, İbrahim Peygamber mütebessim bir gülümseme ile

ödeyin öyleyse bu yemeyin en güzel bedeli başında bismillah sonunda ise elhamdülillah demektir. Dedi memnun olan misafirler başladılar

Daha sonra üç misafir kendilerini tanıtırlar, aslında gelenler Cebrail, Mikail, İsrafil melekleridir. Hz. İbrahim’e yönelip iki haberimiz var sana

Bir müjdenin, birde gazabın haberlerini getirdik dediler. Şaşkınlık içinde kalan Peygamber merak ediyordu gelen haberleri

Müjdeli haber Sare validemizin bir erkek çocuğu olacaktı. Diğer gazap haberi ise yeğeni Lut peygamberin iman etmeyen kavminin yok olacağı idi ve yüreği sızladı şefkat dolu peygamber keşke inansalardı yok olmasalardı diye geçirdi içinden

Bir taraftan mutluydu tekrar baba olacağı için, şaşkınlık içindeydi Sare de yüz yaşında bir kadın nasıl olur evlat sahibi olabilirdi.

Demek ki Yaradan ol deyince oluyordu, mucize bu idi işte bir kez daha şükretti, yüreğine bu sevinci bahşedene

Hz. İbrahim götürmüştü haberleri Hacer’ine

Çok sevinmişti duyduklarına Hacer’de kendisini bu susuz çöllere gönderen kadınında olacaktı bir evladı, oda

tadacaktı evlat sevgisini hiç kıskanmadı aksine çok çok sevindi belki yüreği bir nebze olsun yumuşar diye

İbrahim’in tekrar Baba olmasına İsmail’ine bir kardeş olmasına sevinmişti gerçekten, Kudretine nihayet olmayan böyle bir Rabbe kul olduğuma

Nimetleri sınırsız affı büyük kelamı her dilde ayrı güzel, cemalini her varlıkta gösteren Rabbime kul olduğuma çok sevindim diye dualarda bulundu

Hacer, yok olacak Lut kavminin akıbetine çok üzüldü ve Rabbini bilmeden gitmesin hiçbir yürek diyordu sessizce içinden içinden

Nefsinin kötü düşüncelerine kulak vermedi. Yüreğindeki ayaklanmaları bastırdı kısa sürede, iki berzah ki! Kurumuş çöl ortasında yanan yüreği, diğeri çöllere taş olmasını isteyen nefsi idi

Mahcubiyetle döndü AŞK KAPISINA yüreğindeki aşkla yeşerdi, kurumuş çöller dize geldi önünde.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum