Emine SARKIN

Emine SARKIN


AHVALİM AHVALİMDEN DEYİL Mİ? BELLİ

15 Temmuz 2013 - 00:00

Günler ki öyle geçiyor zaman ağız dolusu sırla bizleri içinde gizliyor. Zikrine fikrine sevdiğini bir eyleyerek sabreyledi Hz. Hacer özlüyordu elbette İbrahim’ini hem de çok. Anlatılmaz bir özlem, Hacer’in yüreğinde gizlenen. Adını dahi anamazdı soran olsa dizlerinin bağı çözülür kalakalırdı olduğu yerde öylesine

Sanki kalbi atmaz dururdu İbrahim deyince, Rüzgar esmeyen çöllere durmayacak bir fırtına başlardı.

Hz. Hacer’in yüreğindeki fırtınaların ufak esintileriydi bunlar belki de,

İbrahim peygamber bir gün Sare ye İsmail’ ini görmeye gitmek için izin istedi. Hacer’den hiç bahsetmemişti, Sare ferasetli kadındı git! Dedi

Git ama kalmadan dön. Hacer’le de konuşma diye uyardı eşini. Ve yola çıktı İbrahim bir hız ki bineğinde hemen varmak istiyordu sevdiklerinin yanına

Dışarda ne olduğunu bilmediği bir kalabalık, bir telaş ki! görülmemiş bir binek, Hacer görür görmez anladı İbrahim’in geldiğini, bineğinden tanımıştı sevdiğini

O gelmişti işte

Üç yıllık ayrılığın hasreti ellerinde, İsmail’ini bağrına basıyordu şefkatli peygamber, biriktirilen onca özlem yok olur mu? ellerinde hemen

Hz. Hacer İbrahim’e doğru yaklaştı, gözlerine bakamadı önce seslendi, sesi titrek şekilde hoş geldin evine dedi ve yavaşça kaldırdı başını

Bakmak istedi çok özlediği gözlerine, zor tuttu kendini yüreğine vuran hasret kelama gelmiyordu, cevapta vermiyordu İbrahim’i anladı

Konuşma yasağı devam ediyordu. Gözleriyle konuştu adeta İbrahim peygamber, çok özlediği eşiyle, her sözü değil her harfi duyabiliyordu Hacer yüreğinden hem de en sahisinden

Dile ne hacet tüm söylediklerini işledi içine harfiyen. Anlatsa kelam yetmezdi söylediklerine, gözlerime derinden bir bakışla bilmukabele diye cevap verdi sadece Bineğinden inmemişti. Anladım kalmadan gidecekti, İsmail’ini bıraktı yere, Hacer’ ine baktı son kez

Ruh alemin de üç yıllık ayrılığı anlattılar birbirlerine, tek tek dize getirip kelam eyleyerek birbirlerine

Rabbiyle birliğinden, çölün onlara nasıl cennet olduğunu, anlattı Hz. Hacer, İbrahim peygamber en çok bu duyduklarına müteşekkirdi.

Yerisin geriye döndü yüreği hüzün dolu peygamber, peşin sıra izledi Hacer sevdiğini gözlerinden kaybolana dek

Sare bilemedi. Hasret çekenlerin ruh alemin de birbirlerini bildiklerini, anlayamamıştı işte söz olmadan bile neler anlatırdı insan sevdiğine

Cürhümlü kadınlardan birisi Hz. Hacer’in yanına sokularak, içindeki kadınlık merakından şeytanın vesvesesinden alı koyamamıştı kendini ve sormuştu Hacer’e

Hiç üzülmüyor musun? Sare İbrahim’in yanında sen burada bi başına diye

Hz. Hacer validemiz sabırlı tevekkül kahramanı bir kadındı, kadının bütün söylediklerinin şeytanın vesvesesi olduğunu da biliyordu elbette cevap bile vermeye deymezdi lakin iki kelam edip kadını düşündüklerinin yanlış olduğunu bildirmek istedi.

Cürhümlü kadına dönüp bilir misin? İnsanda nefis denen, insana vesveseler veren içine kötülük tohumları bırakan ve en kötüsü de şeytana yaklaştıran duygular vardır. Şeytanın dinlenme yeridir. İnsanları kullanarak Kendi diliyle konuşur, eğer nefis yerine şeytan’ a buyur etmişse bir insan susmaz ne konuştuğunu bile bilmez, yerin dibine girir ama fark etmez, çünkü susmanın, sessizliğin tanını tatmamıştır. Rabbiyle baş başa bırakmamıştır kendini. Yüreği temiz tutmanın tadını hiç bilmez, hep şeytanı dinler kötülük düşünüp, kötülükleri hal eyler.

Birde öyle bir yer var ki! İnsanda, Allah ile beraber kılan onu daima hissettiren bu yer kalptir. Kalp sırrına erenler insanları tüm varlıkları, önce Allah rızası için severler huyları güzel yürekleri temiz kalır, kızmazlar susmanın tadını en iyi anlayanlar onlardır. Susarak konuşurlar adeta, öyle susarlar ki asırlar onları dinler

Bizler duyabilir miyiz? Ki

Cürhümlü kadın duyduklarından etkilenmiş utanmış, yanakları al al olmuştu. Hacer tekrar kadına dönerek, akıl sahibi kişi nerede ne yapacağını bilir. Karıncanın yürüyüşünde bile Rabbinin lütfunu görür dedi. Ve dualarda bulundu. Rabbim lisanı boş kelamdan korusun

Kim ki söylediği sözün amel olduğunu ve her harfin bile hesabını vereceğini bilirse az konuşur, konuşmak ki! Bazen tek bir kelimeyle bile kainatı anlatmaya yeterdi.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum