Reklam
  • Reklam
Tevfik DİKER

Tevfik DİKER

İLETİŞİMİN GÜCÜ!

15 Temmuz 2014 - 00:00

 İletişim hiç şüphesiz bilgi toplumunun en vazgeçilmez becerisi. Daha kaliteli üretim, daha tasarruflu tüketim, daha kolay bir yaşam. Bunların hepsi mümkün. İhtiyacımız olan tek şey; ne istediğimizi bilmek ve iletişim yollarını etkili ve verimli kullanabilmek.

         İletişimin gücü ve önemiyle ilgili vaaz verecek değilim. Az buçuk okuma alışkanlığı olan herkes bu konunun önemine benden çok daha fazla hakimdir.

Şuna dikkat çekmek istiyorum. Halktan oy isteyenler ya belediye başkanı, ya da milletvekili oluyor. Önümüzdeki aydan itibaren halktan oy isteyenler arasına bir de cumhurbaşkanı adayları eklenecek.

Peki vekillerimiz ve belediye başkanlarımız, halkla verimli bir iletişim kurabiliyorlar mı?

Bence bu sorunun cevabı hayır. Çünkü öyle olsaydı bugün vatandaş isyanlarda olmazdı.

Milletvekilleri yasa koymak için var. Halkın nabzını Ankara’ya yansıtacaklar. İşleri bu. Vaatleri de zaten bu yönde.

Peki halk vekillerinden memnun mu? Hayır.

Aslında bu dönem tembel ve verimsiz bir milletvekili kadrosunun olduğunu söyleyemeyiz. İktidar, muhalefet herkes işini yapıyor. Ama kamuoyunda onlarla ilgili ön yargılar olumsuz. Demek ki vekillerimiz doğru iletişim modeli ortaya koyamıyorlar.

Yeni kurulan iki ilçe belediyemiz tuhaf bir durumla karşı karşıya. Belediye sosyal etkinlik yapıyor, vatandaş işi hafife alıyor. Başkanlar neredeyse şehirdeki tüm çocuklarla fotoğraf çektirdi. Köşe başında gördükleri, selam verdikleri herkesle fotoğraf çektiriyorlar. Yerel basın bu fotoğraflarla dolu her gün. Yani başkanlar halkla iç içe.

Yine de yavaş yavaş olumsuzluk hakim olmaya başladı.

Örnek bir cümle aktaracağım.

Bize seçimden önce söz verdiler. Kampanyalarında koştuk. Ama şimdi işe almıyorlar. Bizi başlarından savıyorlar.”

Bir yanda işe giremeyip dışarıda kalanların isyanı, diğer tarafta içeri girip pozisyon beğenmeyenlerin isyanı. Teklif üzerine asil müdürlük kadrosunu bırakıp vekil müdür atananların isyanları da var. Tabi bunlara siyasi beklenti içinde olup umduğunu bulamayanları da ekleyebiliriz.

Analizlerine çok değer verdiğim bir arkadaşım, bu türden konuşanların olumsuz havanın dalga dalga yayılmasına yol açtığını, daha sonra geniş kitleleri etkilediğini söyledi. Önce inanmamıştım, ama birkaç örnek görünce ona hak verdim.

Manisa’da bir yerel seçim oldu, kaybedenler mutsuz, ama gördüğüm kadarıyla kazananlar daha da mutsuz. İçerideki ve dışarıdakilerin sesi o kadar çok çıkıyor ki şu günlerde, gürültüden başkanların ne söylediği anlaşılmıyor.

Görülen o ki en çok vaadi veren ipi göğüslüyor. Ama bu bir iletişim tarzı değil ki. Başkanlar ve yakın çevresi ikna için daha fazla düşünmeliler. Eğer istedikleri oy ise daha doğru, daha güvenli ve daha sonuç odaklı bir iletişim yöntemi denenmeliler.

Bence iş vaadi, oy alabilmek için iknada denenecek yegane yöntem değil. Üstelik bu yöntem, siz iş sağlasanız bile seçmende sizinle ilgili kesin, olumsuz bir önyargı oluşmasına yol açıyor. Daha sonraki 5 yılda yaptıklarınız, sizin o kişiye verdiğiniz kişisel sözün yerine gelmemesinden dolayı inandırıcı olmayacaktır.

Tabi bir de “Yandaşlarını belediyeye doldurdu” söylentisi var.

Son bir söz de başkan danışmanları için. Manisa yerel basını başkanların bütün haber ve fotoğraflarını yayınlamakla mükellef kişi ya da kurumlar değil. Eğer haber ve fotoğraflar istediğiniz gibi değerlendirilmiyorsa, mail göndermek dışında da basınla iletişim yöntemlerini geliştirmeyi deneyebilirsiniz.

Veya hangi tür konular istediklerini sorabilirsiniz?

Veya bazen de basının halktaki bilgiyi başkanlara iletebileceğini düşünebilmek, ona göre tarz geliştirmek lazım. Hep başkanın söylediğini halka iletilecek değiliz ya. Bazen de halktan yönetime doğru bilgi akışı olabilir.

Biz DENGE Gazetesi’nde imardan söz ediyoruz, Manisa’nın yeniden yapılanması, planlanması, şehrin baştan yaratılması gibi geniş vizyonları gündeme getiriyoruz ama bazı yöneticilerin öyle bir dünyası yok.

Şimdi size yaşadığım önemli bir olaydan örnek vereceğim. Ama işi kişilere indirgemek istemiyorum.

Vatandaş imar planından önce demiryolu ve kanalların kalkmasını istiyor, danışman “Bu işler çocuk oyuncağı değil ki abi.” deyip işi geçiştiriyor.

Nasıl bir cevap ama. Harika değil mi? Üstelik diğer tarafta partisinin milletvekili orada bu işle ilgili iğne ile kuyu kazıyor adeta.

Evet iş gerçekten çocuk oyuncağı değil. Yeni yapılacak imar planı İmar Kanunu’na uygun yapılacağı için o insanlar evlerinden, barklarından olacaklar. Ve bu iş çözülmezse yakında çok çetin, çok sert, çok can sıkıcı tartışmalar çıkacak.

Başta da söyledim. İletişimle her şey mümkün. Şunu unutmayalım: İletişimde nasıl bir ses çıkartırsanız, öyle yankı bulursunuz.

Bugün çıkarılan sesin yankısı belki yarın gelmez ama 5 yıl sonra mutlaka gelir.

Son Yazılar

www.manisagundemi.com