Mehmet Emin Sofuoğlu

Mehmet Emin Sofuoğlu

ALLAH’IN TAKSİMİNE VE TAKDİRİNE KAFA TUTAN İSYANCILAR!

21 Ocak 2017 - 12:03

Hazret-i Rasûlullah (sallâllâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Hasedin kökü, cehennemdedir.”
* * *
Hasedin târihi, insanın yaratılışı kadar eskidir. İlk hased, İblis’tir. Hasedlik, Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-‘ı topraktan ibaret görüp ona karşı tavır alması ile başlar.

Dizginlenemeyen ihtiras ve arzular,
bertaraf edilemeyen aşırı imrenme ve kıskançlıklar,
ruhu zehirliyor,
huzursuz bir yaşama sebep oluyor.

Kendisini hırs ve hasedin girdabına kaptıranlar, er-geç hüsran ve huzursuzluk gayyâsına düşerler.

Hırs ve hased hastalığına dûçâr olanlar, kendilerindeki ihtiras ve hasedin farkına varmıyorlar. Nasihat edilince de, düşmanlık ediyorlar.

Hırs ve hased hastalığına yenilen kişi için her tatminkârlık, onda bir doyuma ulaştıracağı yerde, yeni bir iştihâ ve hırs uyandırır.

Hasedçi, hased ettiği kimseden nîmetin alınıp kendisine verilmesini ister. Bu mümkün olmaz ise; “Ne bana, ne ona!” der.

"Ona verilen bana da verilmiş olsa idi…” gibi vesveseler, ilâhî taksîme karşı bir hoşnutsuzluk ve ilâhî takdîre bir nevî râzı olmamaktır. İnsan bilmez ki, belki hakkında hayırlı olan, yaşadığı hâldir.

Hasedci, nimet verilen kişiden aslâ hoşlanmaz ve ondaki nimetlerin gitmesini ister. Kısacık ömrünü, kuruntular, endişeler içinde geçirir.

Hasedçi, hased ettiği kimseye kin, hâinlik, intikam, hîle, ayıplama, itibarsızlaştırma, iftira etme ve onu gıybet etme hisleri ile doludur.

Hased, kişinin iyiliğe yönelme refleksini felç eder. Mantığını zaafa uğratır. Îmân ve tevekkülün doğal yansımalarını mağlûb ve mahkûm eder.

Hırs ve hased, kişinin, nefsî arzularını yenemeyip maddeye köle olmasıdır Muhterisin gözü, aslâ doymaz
Hep, mânevî bir açlık içinde kıvranır.

Muhterisin îmân ve tevekkülü, hased sebebiyle sürekli zaaf hâlinde olduğu için onun rûhânî hayatını zindana çevirir.

Muhterisin gönlünü saran tamahkârlık, orada ilâhî aşk ve ihlâsa en ufak bir yer bırakmaz. Ne hüsrandır ki, böyle kimselerin ömürleri kuruntu, endişe ve huzursuzlukla geçer. Hayatları bir “körebe” oyununa döner ve hazîn bir şekilde son bulur.

Hırs ve başkasına hased etmek, aynı zamanda Rabbin taksîm ve takdîr programına râzı olmamaktır ki,
bu bir isyan suçudur.

Hadîs-i Şerîfte buyurulur:

“Sakın hased etmeyiniz! Zîrâ hased, ateşin odunu yediği gibi sevapları ve iyilikleri yer bitirir.”

Yâ Rabbi,
Hırs ve hasedin sâlih amelleri yakıp bitiren alevlerinden ve hasedcinin şerrinden sana sığınıyoruz, bizleri muhafaza eyle!

Âmin!..

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

www.manisagundemi.com